21 Kasım 2012 Çarşamba

Şule'mizin burs fonu hakkında...

Bu mesajı Pazar günü Facebook'a yüklemiştim. Gelen yorumlarla birlikte buradan da paylaşıyorum.



Pazar, mobil ile

Merhaba sevgili dostlar ve arkadaşlar,

Çooook uzun zamandır sizlere bu hitap ile başlayan bir şey yazmamıştım.
Aslında bu yazacaklarımı sizlere daha önce duyurmam gerekiyordu ama kısmet bu güneymiş.
Okuyacaklarınız sizlerin de tahmin ettiği gibi Şule'miz ile ilgili.
Biliyorsunuz Şule, Boğaziçi üniversitesinden mezun olmuş ve bir dönem üniversitenin mezunlar derneği olan Bümed’de görev almıştı.


2 Ocak 2011 de Şule'mizi kaybetmemizin ardından Bumed onun adını ölümsüzleştirebilmek için "Şule Ayral burs fonu" adı altında bir fon oluşturdu.

O dönem yapılan bağışlarla bu güne kadar iki kız öğrenci faydalandırıldı.
Bizler Şule'nin yakınları olarak bu öğrencilerin sayılarını arttırmayı, Şule'nin ismini okul bünyesinde ve bu fondan faydalanan başarılı öğrenciler arasında yaşatmak istiyoruz.

Şule'nin eğitimci ruhunu yaşatabilmek için bizlerin bu düşüncesine katkıda bulunmak istemisiniz? Ailecek bizlerin yapabildiklerimize ilaveten bir öğrenci dahi olsa arttırabilirsek ne mutlu bize diyebileceğiz.
Bir öğrencinin burs miktarı 2520Tl olarak Bümed tarafından belirlenmiştir.
Eğer müsaitseniz hepsi!!!! Yok değilse "damlaya damlaya göl olacak" şekilde ödeme yapabilirsiniz. Her türlüsü Bümed tarafından kabul edilmektedir

Belki içimizden bazıları kendi çabaları ile, imkanları dahilinde öğrencilere maddi ve manevi katkılarda bulunuyorsunuzdur.
Belki bazılarımız ise bunu yapmayı arzu ediyor ve fakat gerçek ihtiyacı olan öğrenciyi araştırıp bulabilecek zamana sahip olamıyorsunuzdur. İşte Bümed, gerçek ihtiyaç sahibi öğrencileri okul bünyesinde kendisi tespit etmekte ve yardımlarınız gerçek sahiplerine ulaşmaktadır.

Eğer sizde katkıda bulunmayı arzu ederseniz, Bümed de bizlerle irtibat halinde olan Elvan hanım ile sizi tanıştırmayı organize edeceğim.

Yapmayı düşünebileceğiniz bağışlar için şimdiden hepinize çok teşekkür eder, Şule'mizin güzel ismini yaşatabilmemizde yardımcı olacağınıza inanarak sizlere en başta sağlık ve mutluluk dolu günler dilerim.

Sağlıcakla kalın.

Formun Üstü

 

Muge Ergin Alev abla bu çok güzel bir haber, bir insanı yaşatmanın en güzel yolu. Ben ilk kez bugün duydum. Bu konuda herkesin girip bilgi alabileceği bir link varsa paylaşabilir misiniz.Ben de kendi çevrem ile paylaşayım
Pazar, 13:25 · 

Aytül Seyhan Dursunoğlu Bu çok güzelll ve anlamlı bir davranış, Müge'nin dediği gibi bir link varsa, hepimiz kendi çevremizle paylaşalım...

·        
Ecmel Ayral T. Garanti Bankası
Boğaziçi Üniversitesi Şubesi (şube kodu 303)
“Şule Tanju Ayral Bursu açıklamasıyla”
TR18 0006 2000 3030 0006 2999 05
Pazartesi, 09:43 · 

·        
Ecmel Ayral Herkese merhaba, Şule'mizin güler yüzünün ve isminin çok sevildiği bir yerde, kendisi gibi kız öğrencilere yardımla hatırlanmasının doğru olacağına karar verdik hep birlikte. Üniversitenin vakfının yöneticisi olan Elvan Zİhnioğlu'nun da destek ve yönlendirmesiyle kendi kendine yeterli bir fon büyüklüğüne ulaşıp her yıl bu fonun nemasıyla burs vermesinin de daha doğru olduğunu düşündük. Yani aslında önemli olan sürdürülebilir bir burs fonunun oluşumu onun için herkes kendi kaynakları ölçüsünde destek verebilir. Alev'ciğim de bu fonun öğrenci seçiminde ve desteğinde bize her zamanki gibi önderlik eder, fonun ablası olur. BÜVAK'tan Elvan Hanım'a elvan.zihnioglu@boun.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sevgi,seygı ve selamlarımla ve tabii ki teşekkürlerimle, ecmel

·        
Serpil Islar çok anlamlı ve güzel düşünülmüş alev cim link varsa paylaşalım .

Formun Altı

 

21 Ağustos 2012 Salı

GÜZEL BİR HABER




Merhaba sevgili dostlar ve arkadaşlar,                                                                                           

Sizlere yedi ay gibi uzun bir süre yazmadım, yazamadım.   15 Ocak 2012 tarihindeki yazimda inşallah  sizlere verecek güzel haberlerim  olduğu zaman burada buluşacağımızı belirtmiştim.

Evet size verecek çok güzel bir haberim var.  Alp, haziran ayinda bütünlemeye dahi kalmadan liseden mezun oldu.  Mezuniyet töreni sizlerinde tahmin edebileceği için çok karmaşık duygular içinde yaşandı. Ali ve ailesi, Ecmel ve ailesi, annem,  Alp in sevgili kız arkadası Aslı' mız hep beraberdik. Kah güldük, kah ağladık....Hüzün ve sevinç bir aradaydı o gece.. Ama mutlaka Şule'm uzaklardan bizi görüyordu ve çok mutluydu. Alp' in  Notre Dame de Sion 'dan mezun olmasını çok arzu ediyordu. Çok şükür Alp bunu da bileğinin hakkı ile halletti.

Üniversite sınavlarının sonuçları açıklandığı zaman,  bir kez daha mutluluğu yaşadık
Alp, İstanbul Üniversitesi İngiliz dili ve edebiyatı bölümünü kazandı.
Fakat bu okula sadece kaydıni yaptıracak ve sonra donduracak. 
Üniversite eğitimi için İngiltere' ye gidecek ve Univercity of Kent de  , Politics & international Relations tahsili görecek,
Ailecek hepimiz Alp in böyle bir karar vermesini sevinç ile karşıladik. En başta Şule' miz Alp in yüksek tahsilini yurt dışında yapmasını çok arzu ediyordu. Herşey onun istediği gibi gerçekleşti.. O yüzden hepimiz çok mutlu ve huzurluyuz... 

15 Eylül de Ali ve Alp birlikte İngiltere ye gidecekler. Belki Yalçın' da Almanya' dan oraya geçip, birlikte oranın tozunu attıracaklar!!!!! 

İste böyle sevgili dostlarım.. Sizlere verdiğim sözü tuttum ve güzel haberler vermenin sevincini yaşamaktayım..
Bundan sonra ara sıra yine haberler vermeye çalışacağım..
Hepinize herşey için çok teşekkür ediyor, sağlıklı bir ömür diliyorum.

Sağlıcakla kalın
Alev Balta


15 Ocak 2012 Pazar

2 OCAK 2012




GEÇMEK BİLMEYEN UPUZUN BİR KOCA YIL...




Sevgili dostlarım ve arkadaşlarım,


Tam onbeş gündür sizlere yazacağım... yazacağım....ama yazmıyorum işte.. Elim gitmiyor....

Upuzun, geçmek bilmeyen bir seneyi yaşadım... Şule'msiz, kızkardeşsiz, onsuz....


2 Ocak pazartesi günü kabri başında onu sevenler ile , onu andık...Dualar ettik.

Çiçekler diktik.. Bizleri gördüğünden, hissettiğinden eminim...

Onu çok özlüyorum... Hayat çok boş ve anlamsız geliyor artık...


Bir daha ne zaman yazacağım? bilmiyorum... İnşallah iyi birşeyler olursa yazarım sizlere..

Olabilecek ilk iyi şey de, Alp'imin üniversite sonuçlarının olacağını düşünüyorum...

İnşallah sizlere güzel haberler vereceğim...



Sağlıcakla kalın,

Alev

26 Temmuz 2011 Salı

DOĞUM GÜNÜM



















Bugün 25 temmuz..Benim doğum günümdü.

Tüm dostlarım, arkadaşlarım, akrabalarım hepsi hepsi beni aradılar...yeni yaşımı kutladılar..

Sağlıklar dilediler.. Herkeze çok teşekkür ediyorum..

Sabahtan taaa akşama kadar bekledim, bekledim... İlk defa Şuşu'm beni sabahleyin aramadı. Arayamadı....Öyle büyük bir boşluk ki bu..Sizlere anlatabilmem mümkün değil...Onu çok özlüyorum....

15 Temmuz 2011 Cuma

BİR YIL ÖNCE BUGÜN


Bir yıl önce bugün, bu gece öyle mutluyduk ki...
Bugün annemin doğum günü. Geçen yıl bu mutlu günü hep beraber kutlamıştık. Herkez sevinçliydi, herkez mutluydu. Şulem artık sağlığına kavuşmuş nekahat dönemindeydi bizim için.
O gece annem, can arkadaşı İnci, Şulem, Ecmel, Lal, Alp, Yalçın,Bertan ve ben hep birlikte yemeğe gitmiştik. Gülüş cümbüş bir gece geçirmiş, annem sigara içmek için dışarı çıkmaya çalışırken hafif yollu biraz da gırgır yapmıştık...Ne mutlu, ne sevinçliydik o gece...

O güzel gecenin üzerinden tam bir yıl geçti. Bugün yine annemin doğum günü. Ama hepimiz ayrı ayrı yerlerdeyiz. Yalçın Almanya' da, ben Bursa' dayım, bugün Ecmel' in nerede olduğunu bilmiyorum. Bana bu haftanın programını henüz vermedi!!!!! :) :). Lal ,annesiyle tatilde...Sadece Alp ve İnci İstanbul'dalar. Şulem ise evrenin en güzel yerinde, yukarılardan bize bakıyor.Belkide "neden bugece hep beraber değilsiniz?" diye soruyor.. Değiliz işte Şuşum.... Sen olmayınca , olmuyor işte...Kızma bize olurmu??? Hepimiz seni çok özledik.. Sensiz olmuyor canım kardeşim...

2 Temmuz 2011 Cumartesi

ALTI AY GEÇTİ.........


Canım sevgili dostlarım ve arkadaşlarım,

Bugün Şule' mi kaybedeli tam altı ay oldu.......... 2 Ocak-2 temmuz.....Bu süreyi nasıl geçirdiğimi ne siz sorun, ne ben anlatayım....
Evime bile dönmek istemiyorum.. Burada istanbul' da olmak , ona daha yakın olmak, her içimden geldiği an onun kabrini ziyaret edebilme duygusu beni buralardan uzaklaştıramıyor..

Çok yakın iki arkadaşımızın ayrı ayrı yerlerde çocuklarının düğünü var bu gece. İkisinden birini tercih etme şansımız olmadığından bu gece oralarda olmak zorundayız. Onun için sabahleyin kuaföre gittim. Anneminde herzaman gittiği Hakan bey. Grip olmuş... Müşterilerine bulaşmasın diye de maske ile çalışıyordu. MASKE......
Tam birbuçuk sene Şule' me bir zarar vermeyeyim diye yanında maske ile oturdum.... O maskeyi bugün karşımda görünce yine allak bullak oldum... Onun içinde bu duygularımı sizlerle paylaşmak istedim...Kendimi sokaklarda ağlayan ağlak kadınlardan biri olarakda gördüm..

Size birazda havadisler vereyim. Alp sınıfını geçti. Artık lise son öğrencisi oldu.. Babası ve Selen Ablası ile güzel bir düzen kurdular. Bu hayat düzenini mutlaka Şulem oralardan görüyor ve mutlu mutlu gülümsüyordur. Onun istediği buydu çünkü...

Şule'min evini , çok içimize sinen, genç bir çifte kiraladık. Orada mutlu mesut olmalarını dilemekten başka elimizden birşey gelmiyor.
Senelerdir Şule' me her konuda yardımcı olan, onun evdeki dostu olan Nafiye ise yine aynı evde çalışmaya devam ediyor. Ailecek hepimiz Nafiye' nin işsiz kalmaması için ne yaparız diye düşünürken , "acaba Nafiye bu eve gelecek olan kişilerle çalışmak istermi" diye düşünürken, bu teklifin karşı taraftan gelmesi bizi ayrıca mutlu ve huzurlu kıldı...Nafiye ise o evde çalışmaktan mutlu ama Şuşu'm ile olan hatıraları hep onunla beraber....Arada bir araya gelip sarılıyoruz birbirimize...
İşte böyle sevgili dostlarım.. Artık bu bloğa çok sık baktığınızı zannetmiyorum, çünkü kabahat bende, çok ara verdim. Elim gitmedi. Yapamadım... Ama bugün sizlerle paylaşmak istedim duygularımı...
Sağlıcakla kalın...
Alev Balta

18 Şubat 2011 Cuma

19 ŞUBAT 2011 CUMARTESİ


Sevgili can dostlarım,


Bugün bir tane HABER TÜRK gazetesi alırsanız Şule' miz hakkında yazılanları okuyabilirsiniz....

İçeriğini bende tam bilmiyorum, banada sürpriz olacak...


Tekrar sizlere yazmaya söz vererek şimdilik hepinizi ayrı ayrı öpüyorum....


Sağlıcakla kalın

Alev Ablanız.....

8 Şubat 2011 Salı

GELİNCİKLER İÇİNDEKİ MELEK KARDEŞİM.......




























Bu gelincikleri seyrederken aşağıdaki link i de açarmısınız??????






Şule'min sevgili dostları, arkadaşları,canları....
13 Şubat 2011 Pazar günü , saat 15.00 den itibaren Şule'mizin gerçekten melek oluşunun 40. gününde , yine onun evinde, sizlerle beraber olmayı arzu ediyoruz..
Eğer o saatlerde müsait iseniz hepinizi bekliyoruz....

Sağlıcakla kalın,
Sevgilerimle,
Alev Balta


4 Şubat 2011 Cuma

4 ŞUBAT 2011


ŞULE'M







Bugün 4 Şubat 2011....Az önce 4 Şubat 2010 da sizlere yazdığım yazıyı okudum. Defalarca...

Sizlerede tekrar aktarmak için çok uğraştım ama oradan buraya kopyalamayı halledemedim. Neyse, artık siz gerilere gidip okuyabilirsiniz isterseniz...

Bugün 4 Şubat....... Şule' min "2. DOĞUM GÜNÜM " dediği tarih.......
Bugün 4 Şubat........Şule' mi toprağa verişimizin tam birinci ayı......


Tam bir yıl önce bugün ne ümitlerle sizlere yazmışım. Sanki artık bu iş bitti, gitti diye düşünmüşüm... Ama bilememişim...Hayat bizi kandırmış... Hani % 100 ilik uyumu olması süper bir durumdu??? Hani reaksiyon oldukdan sonra bu hastalık kolay kolay geri gelmezdi???
Hani yaşama bu kadar bağlı, bu kadar herşeyi pozitif görenler bu mel'un hastalığı yeniyorlardı??
Hani?? Hani??? Hani???
Neden Şule'm başaramadı? .Neden biz başaramadık??? Neden kader bize bu oyunu oynadı???
Kabul edemiyorum ben....Şule' me bunlar hiç yakışmadı.. Böyle olmamalıydı...Çok üzgünün bugün...Alp'i, Ecmel'i,Yalçın'ı , annemi böyle görmeye dayanamıyorum ben.. Tüm sevenlerini hüzünlü görmeye dayanamıyorum...

Bizler burada bir aradayız, birbirimize dayanarak destek olmaya çalışıyoruz. Ama Yalçın Almanya' da yanlız. Yanlış anlamayın tabiki ailesi hep yanında ama bizler yanında değiliz. Ona üzülüyorum.
Şule'msiz bu hayat nasıl geçecek??


Geçen gece Ecmel iş seyyahatinden döndü. Ertesi sabah kahvaltı hazırlarken "Alev' cim bu senin" dedi. Baktım elinde bir kutu. Gözlük kutusu gibi... İçini bir açtım ki , ne çıksa beğenirsiniz??
Pembe bir güneş gözlüğü... Yanında da bir not"" Ablacım, hayatı bundan sonra pembe görebilmen için"" diye..
Ah Ecmel, yaktın beni.... Bu ne güzel bir düşünce, ne ince bir hediye... Bizim , bundan sonra hayatı pembe görebilmemiz için ancak böyle güzel bir gözlüğe ihtiyacımız var. Önce benim oldu...
Benim Ecmel' e pembe gözlük hediye etme şansım yok... Ama tanrıdan ona çok güzel şeyler diliyorum. Her gece...O öyle bir eş ki!!!! Anlatılamaz, ancak yaşanır.. Şule'm bunu yaşadı. Ben yanlarında şahitleri oldum. Bu açıdan içim çok huzurlu...Tanrı inşallah ona çok güzel şeyler bahşedecek...Seni çok seviyoruz Ecmel...

Tam bir ay oldu onsuz bir hayat yaşamaya başlayalı. Tanrı hepimize güç kuvvet versin demekten başka bir şey söyleyemiyorum.
Önümüzdeki hafta pazar günü ( 13 Şubat) Şule' mizin 40. gün duasını yapacağız. Yine onun evinde ama bu sefer pazar günü olduğu için öğlenden sonra ,ikindi namazını takiben olsun diye düşündük.. Arzu edenleri o gün bekliyoruz.. Önce duamızı eder sonra, onu yine anarız...

Evet sevgili arkadaşlarım ve dostlarım. Bugün sizi üzdüm. Biliyorum. Ama sizlere içimi dökmek istedim. Beni mazur görün. Bir senedir sizlerle o kadar çok şey paylaştım ki!!! Sizlerden o kadar çok şey öğrendim ki, sizlerden o kadar çok kuvvet ve destek aldım ki... Bu kadarcık kapris yapmama izin verin...

Sizi, hepinizi çok seviyorum... En kötü günlerimizde yanımızdaydınız.. Hakkınızı hiç bir şekilde ödeyemem. Bunu biliyorum...Çok teşekkür ediyorum...


Sağlıcakla kalın....
Alev Balta


23 Ocak 2011 Pazar

DOĞUM GÜNÜ


23 ocak 1962-2011


Bugün canım Şule' min doğum günüydü......

Sabahleyin kalabalık bir aile grubu ile bugünü hüzünlü bir şekilde kutladık...Onu andık...

Yazacak çok şeyler var ama bu gece ancak bu kadar yazabiliyorum...


Daha sonra yazacağıma dair benden size söz....
Sağlıcakla kalın..
Alev

8 Ocak 2011 Cumartesi

8 OCAK 2011 CUMARTESİ

Merhaba canım uzun yol dostlarım,

Şimdi yazmak o kadar zor geliyor ki... Ben ne yazayım şimdi size??? Kimden haberler vereyim??? Kimin moralini daha yüksek tutabilmek amacıyla olayları, yaşadıklarımızı basite indirgeyerek anlatmaya çalışayım??? Ne kadar boş herşey... Hayat ne kadar kısa, ne kadar acımasız..
Şule'm bir melekdi gerçek hayatta. Hepiniz bunu biliyorsunuz... Ama, şimdi o gerçek bir melek oldu. Yarın bir hafta olacak onu kaybedeli. 2 ocak 2011 pazar....saat 11.39...Onu kaybettim. Hiç böyle olacağını düşünmemiştim. Buradaki hastanedeki doktorlarımız şansımızın az olduğunu söyledikleri zamanlarda bile onlara inanmak istemedim. Onda öyle bir gayret, irade ve yaşama arzusu vardı ki... Çok zor olacak ama bunu yenecek diye hep düşündüm. Ecmel ile daha çok uzun yıllar bir arada yaşayabilmek için bunu başaracağına inanmıştım. Onunla öyle mutluydu ki... Hastanede yattığımız zamanlarda keyfinin hiç olmadığı günler hayli fazlaydı. Biliyorsunuz. O günlerde kapıyı tıklatıp içeri girenler olduğunda hiç ilgilenmezdi , kim geldi diye bile sormazdı bile. Fakat, günün hangi saati olursa olsun Ecmel kapıyı tıklatıp içeri girdiği anda,
hemen o güzel kafasını yastıktan yukarı kuğu gibi uzatır "Ecoş mu geldi???" diye sorardı. İnanılmaz bir sevgisi vardı ona...Bu yüce sevgi bile bu mel'un hastalığı alt etmeğe yetmedi...Çok üzgünüm..

Geçen gün Şule' nin evinde sokak kapısının önünde yerde bir kağıt gördüm. Portmantonun altında. Birisi bişey düşürmüş diye düşündüm ve aldım tabi. Okuduğumda içim acıdı yine..Yüreğimin içine bir kor düştü sanki... Şimdi size o kağıtta yazılanları aktarmak istiyorum.



Şule' ciğim,
Seninle birbirimizi tam tanıyamadık. Ama Ecmel' in sevgisi, ailenin sevgisi, arkadaşlarının, dostlarının ilgileri sevgileri senin ne kadar değerli bir kişiliğe sahip olduğunu gösteriyor.
Bana gelince, tam yeniden özlediğim bir aile yapımız olacağı için çok mutluydum.
Hayatımızda çok büyük bir eksiklik yaratarak bizlerden ayrıldın.
Seni çok seviyorum güzel gelinim, iyi uykular...
Yıktın perdeyi eyledin viran....

Gülsüm anne AYRAL





Yaaaa işte böyle dostlarım. Gülsüm annenin hissettikleri, sıcak, kalabalık bir aile özlemi ancak bukadar güzel ifade edilebilir diye düşünüyorum..





Gülsüm annecim, şimdi bu yazacaklarım sadece benden size...

Bizler o özlediğiniz sıcak aile yapısını zaten Şule ve Ecmel sayesinde bir buçuk yıl önce kurmuştuk. Şimdi bu kalabalık ailede sadece Şule' miz somut olarak aramızda değil. Ama bizler hepimiz Taray ailesi, Balta ailesi olarak daima Ayral ailesi ile birlikte büyük bir aileyiz. Öyle olduk. Sanki yıllardır bir aradaymışız gibiyiz. Hiç birimiz, hiç birimizi yeni bir ailenen ferdi olarak görmedi bu güne kadar. Sımsıkı sarıldık büyük bir aile olarak birbirimize. Tüm bunları Şule ve Ecmel gerçekleştirdi. Artık Şule' yi aramızda göremiyoruz ama hissediyoruz. O hepimizin Şuşu' suydu. Hepimizin güzel Şuşu' suydu. Ama o bizi görüyor, bunu sakın unutmayın. O , bu büyük ailenin dağılmasını asla ve asla istemezdi. Biz artık hep beraberiz. İyi günlerimizde de, kötü günlerimizde de... Bende, Bertan'da,Yalçın'da, Annette'de sizin evlatlarınız. Her ne kadar tanımıyorsanız da; Mert, Aylin, Derya ve özellikle Alp' de sizin torunlarınız. Hani bir şarkı var... BİZ ARTIK AYRILAMAYIZ....

Ecmel ile öyle zamanları paylaştık ki ben bunları şimdi sizlerle paylaşamam. Tüm bunları yaşadıkdan sonra, Ecmel'in bana "ablam" diye sarılışını hissettikden sonra biz nasıl ayrılabiliriz ki??? ASLA. Artık ömür boyu biz beraberiz...Büyük aileniz daima yanınızda olacak Gülsüm annecim. Hiç merak etmeyin.

İşte böyle dostlarım. Yazmak bana da iyi geliyor galiba. Ama sizlerin yazdıklarınızı okumakta çok iyi geliyor..

Önümüzdeki salı günü saat 19.00 dan itibaren Şule' nin evinde duamız olacak.
Aramızda olmayı arzu eden herkezi o gün bekliyoruz. Yine Şule' mizi anacağız...

Şimdilik bu kadar yazıyorum. Herbirinize ayrı ayrı ailem adına , kendi adıma şükran ve teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Bize okadar destek verdiniz ki bunu kelimelerle ifade etmem imkansız.. Sağolun, varolun.. Acılı günlerimizde hepiniz yanımızdasınız. Sıcak yüreğinizi, sıcak ellerinizi hep üzerimizde hissediyoruz. Acımızı hafifletmeniz mümkün değil. Ama ortak olduğunuzu hissediyorum. Bu en güzeli.... Sizleri çok seviyoruz....

Sağlıcakla kalın,
Alev Balta


6 Ocak 2011 Perşembe

6 OCAK 2011 PERŞEMBE




Bugün bir tane sabah gazetesi alırmısınız???

4 Ocak 2011 Salı

4 OCAK 2011 SALI

ZOR GÜN...

Bugün, benim için hayatımın en zor günü.. Birazdan Şule'mi almak için Nişantaşı'ndaki rezidansımıza gideceğim.!!! Yalçın ve sevgili Emre orada beni bekliyor olacaklar. Son bir kez 6517 ye bakmak istiyorum... Orada çok şey yaşadık...Unutulmayacak şeyler. Hem Şulem ile, hemde Ecmel ile...Ben artık hem sizlerin hemde Ecmel'in can arkadaşlarının Alev ablasıyım.
Sakın bunu unutmayın. Bugün bana kuvvet dileyin.. Dik durmak zorundayım.
Çok zor...Kardeşi kaybetmek çok zor...
Hepimizin tekrar başı sağolsun.. Levent' te buluşmak üzere...
Alev

2 Ocak 2011 Pazar

4 Ocak 2011 salı, öğlen namazı, Levent camii.....

Ancak bu kadar yazabiliyorum.....

2 OCAK 2011

ÇOK ÜZGÜNÜM......
MAALESEF.....

1 Ocak 2011 Cumartesi

YENİ YIL

Merhaba sevgili arkadaşlarımız ve dostlarımız,

2010 yılında Şule min yaşadığı tüm olumsuzlukları geride bırakmayı dileyerek dün gece ailecek Nişantaşındaki rezidantımızda yeni yılı karşıladık. Birgün önce odamızı süsledik, balonlarımızı astık 2011 i beklemeye başladık.

31 Aralık 2010 Cuma

YENİ YIL

Sevgili dost ve arkadaşlar,

Başta Şule'm olmak üzere ben ve tüm ailemiz bu zor günlerimizde bizi hiç yanlız bırakmayan sizlere çok teşekkür ediyoruz. Her zaman yanımızda olduğunuzu bizlere hissettirdiniz.. Sağolun, var olun...
Bizler, hepinizin ayrı ayrı yeni yıllarınızı kutluyoruz.. 2011 yılının çok güzel geçeçeğine, tüm olumsuzlukları geride bırakarak sağlık ve sıhhat içinde uzun yılları birlikte geçireceğimize olan inancımız sonsuz..
Hepinize başta önce sağlıklı, sonra mutlu ve başarılı nice yıllar diliyoruz..

Sizleri çok seviyoruz..
Şule - Alev

28 Aralık 2010 Salı

28 ARALIK 2010 SALI

















Merhaba sevgili arkadaşlar,


Dört günlük bir aradan sonra yine beraberiz. Noel babaların sokaklarda dolaştığı bu günlerde,
Şule'min sevgili arkadaşlarıda bugün noel babalar gibi bizi ziyarete geldiler. Tabiki hepside içeriye girip Şule' lerine bir merhaba diyebilmek için can atıyorlardı. Ama doktorlar tarafından o kadar tembihliyiz ki ziyaretçi konusunda!!!...Ne olur kusuruma bakmayın... Kan değerleri o kadar düşük seviyerdeki şimdi. Bizleri hiç birşekilde etkilemeyek o minicik mikroplar onu çok hırpalayabilirler. O yüzden ziyaretçi sayısını minumumda tutmaya çalışıyoruz. Alp, annem, Ecmel ve benden başkasının içeriye girmesini doktorlarımız onaylamıyorlar..Tabi birde eğer buradaysa Yalçın'a izin var...

Bugün ilk olarak Şule' nin lise yıllarından arkadaşı olan Aydan geldi. 1972-1980 yıllarını aynı okulda, aynı yatakhanelerde geçiren , o senelerde birbirlerinin dertlerine derman olmaya çalışan , sevinçlerini, üzüntülerini birlikte yaşayan bu kızlar şimdi de Şule' ye en güzel yeni yıl dileklerini bildirebilmek için çok güzel bir organizasyon yapmışlar.
Hepsi, ayrı ayrı birer yılbaşı konuşması hazırlamış ve bunları video ya çekmişler. Sonra hepsini bir flash diskcde toplamışlar. Onuda çok şık bir kırmızı kutunun içine yerleştirmişler..
Şule bugün henüz onları seyretmedi. Keyfinin biraz daha yerine gelmesini bekliyor, ki tadını çıkara çıkara seyretsin. Aydan' ın söylediğine göre, Amerika' daki Alev'in gitar eşliğinde söylediği bir şarkısı da varmış. Ben de büyük bir merakla bekliyorum. İnşallah önümüzdeki 2-3 gün içinde hep beraber seyredeceğiz bu güzel disci.
Öğlene doğru, sevgi battaniyesinin mucidi olan Oya telefonla beni aradı. Biraz sonra Şule' ye yeni bir sürpriz getireceğini söyledi. Büyük bir merakla beklemeye koyuldum. Artık o güzel battaniyeden sonra daha başka ne yaratabilirler diye.. İnanın , o getirdiği şey hiç aklıma gelmemişti. Buda süper bir düşünce ürünü.. Şimdi size anlatmaya çalışayım..
Bir kanat ince kumaştan yapılmış perde düşünün. İki yanlarında çizgileri var. Orta yeri pano şeklinde boş. Bu boş olan alana, IK da çalışan herkez ,ellerini çeşitli renklerdeki boyalara batırarak , eskiden ilk okullarda yapılan patates baskılar gibi el izlerinden baskılar yapmışlar ve hangi elin kime ait olduğunuda yanlarından oklar çıkararak yazmışlar.. Zannedersiniz ki tüm
IK çalışanları pencereden Şule' me el sallıyorlar. Süper bir düşünce...Çok güzel..çooook..
Bütün bunlar olurken Şule uyuyordu. Onun için odada gürültü yapmak istemediğimden perdeyi asamadım. Uyandıkdan sonra kimlerin geldiğini anlattım ve "lütfen şimdi şu çarşafı kafana çek, ben tamam diyene kadarda bakma " dedim. Yavrum oda söz dinledi...
Daha önce görevliden istediğim, şimdiye kadar üzerine çıkamadığım kadar çok basamaklı bir merdiveni pencerenin yanına getirdim. Tabi tangır-tungur sesler çıkıyor bu arada...O güzelim perdeyi mevcut perdelerin altına astım, bir güzel düzelttim sonrada Şule' ye "tamam" dedim..
Çarşafı kaldırıp, pencereye doğru bakarken gözlerindeki ışıltıyı maalesef ki sadece ben görebildim. Ama emeği geçen herkezin görmesini çok isterdim. Şunuda yazmayı unutmayayım, perdenin bir kenarında yukarıdan aşağıya doğru ninik mandallara yapıştırılmış renkli renkli kalpler tutturmuşlar.. Oda ayrı bir güzellik...

Bütün bunlar olurken Bir ara telefonum çaldı yine. Arayan sevgili Dane... Telaşeli telaşeli bana şunu soruyor: "Alev, çabuk söyle Şule en çok hangi çiçeği seviyor?" Fazla düşünmeye gerek yok Şule' nin favori çiçeğinin gelincik olduğunu zaten biliyorum da hastaneye hiç bir şekilde yapma da olsa çiçek alınmadığını Dane biliyordur. Ne yapacak acaba diye de düşünmeden edemedim.
Oya ve arkadaşları tam gitmek üzereyken Dane elinde upuzun bir rulo paket ile geldi. " Bunu lütfen aç ve içeri as" dedi. Ruloyu bir açtık ki ...İçinden ne çıksa beğenirsiniz???Kocaman bir poster. Şahane bir manzara. Yukarıda masmavi bir gökyüzü, aşağıda ise bir gelincik tarlası...
Üzerinde de şu yazıyor: KAÇARI YOK GEÇECEK! Nişantaşında bir ofset matbaa bulmuş. Ne istediğini ve neden istediğini her türlü duygusallığı katarak anlatmış. Çünkü "hemen yapamayız" demişler. Hikayeyi dinledikden sonra "yarım saatte olur " cevabını almış. Ama Dane için buda çok uzun süre.. "size iki dakika müddet, bunu yapıyoruz" demiş ve direkt internetten gelincik tarlası resimlerini bulup işe koyulmuşlar hep beraber. Ortaya çıkan poster nefis. Onuda Şule nin odasının kapısına astık.. Bu arada Dane nin bir tavsiyesi var. Matbaada mavi gözlü süper bir çocuk varmış. "İlgilenenlere duyur" diyor....



İşte bu günümüz böyle üç tane çok güzel sürpriz ile geçti..
Şule bugün de düne göre biraz daha iyi. Henüz birşeyler yiyip içmeye başlamadı ama gözleri daha güzel bakıyor. Çoğu zamanını da uyuyarak geçirmeyi tercih ediyor. Birkaç güne kadar kan değerleri normal sınırlara gelmek için hareketlenmeye başlayacaklar. O zaman herşey daha güzel olacak. O zamanda ben sizlere Şule ile ilgili çok daha güzel haberler vereceğim.. Bekleyin..
Bekleyin...Bekleyin....


Hepinizi çok seviyoruz..
Sağlıcakla kalın,

Alev Balta

24 Aralık 2010 Cuma

24 ARALIK 2010

Merhaba sevgili dostlar ve arkadaşlar,
Size beş gündür yazamadım kusuruma bakmayın. Önce Şule' nin ilaç programı tamamlansın ondan sonra yazarım diye planladım kendimi. Sonrada İlacın etkisi kendini göstermeye başlayıncada fırsat yaratamadım.
Kullanılan yeni ilaç da aynen kemoterapiler gibi etkisini gösterdi.
Artık bugün, tüm kan değerleri olabilecek en minumum seviyelere indi. Birkaç gün böyle devam eder. Sonra da değerler tekrar yükselmeye başlar.
Her tedavi sürecinde vücudun farklı bir yeri daha çok tepki gösteriyor. İlk defasında düşürülmeyen bir ateş olmuştu. Sonrakinde ağız içinde yaralar oluştu, dişler çok etkilendi. Ondan sonrakilerde yemek borusu hep etkilendi. Bir keresinde vucudun tüm derisi tamemen değişti.
Bu seferde yine yemek borusu ve mide şikayetlerinin yanında ara ara çıkan ateş, el ve ayaklarının su toplayıp şişman şişman olması oldu.
Her sabah çok erken bir saatte alınan kan ile yapılan tahliller sonucunda ,o gün içinde kan ve trombosit verilip verilmeyeceğine karar veriliyor. Bugün her ikisine de ihtiyacımız oldu.
Sevgili Oya ile telefonlaştıkdan sonra, eksik olmasınlar en az on tane ING Bank mensubu bizi arayarak kan vermek için gönüllü olduklarını beyan ettiler. Hepsine ayrı ayrı çok teşekkür ediyoruz. Onların telefon numaraları artık bizde kayıtlı. Eğer ileriki günlerde yine ihtiyacımız olursa, benimle konuşurlarken hissettiğim samimiyetlerine güvenerek sırayla kendilerini arayacağım. Tekrar onlara çok teşekkür ediyoruz. Sağolsunlar, varolsunlar....
Sevgili arkadaşlar, sizlere şimdilik bukadar yazıyorum. En kısa zamanda tekrar buluşmak üzere hepinize sevgiler, selamlar yolluyorum...
Sağlıcakla kalın,
Alev Balta

18 Aralık 2010 Cumartesi

18 ARALIK 2010










SÜPER YALÇIN
Merhaba sevgili dostlar ve arkadaşlar,

Bugünkü yazımızın başlığı gördüğünüz gibi SÜPER YALÇIN...Sevgili Yalçın'ımız artık bir madalyayı hakikaten hakketti.. Şule' ye uygulanması planlanan ve daha önce size bahsetmiş olduğumuz ilaç "canım yurdumda" henüz kullanılamadığı için yurt dışından getirilmesi gerekiyordu. Legal olarak getirilebilmesi için de Sağlık bakanlığından izin alınması gerekiyordu. Bunun süresini tahmin edebiliyorsunuz herhalde...
Bunlarla uğraşacak vaktimiz olmadığı ve ilacın en kısa sürede verilmesi gerekliliği karşısında tabiki yapılacak tek şey Yalçın'a müracaat etmekti.

Bu İlaç Almanya'da da eczanelerde satılmıyor. Ecza depolarına sipariş veriliyor ve istenilen eczaneye onlar gönderiyorlar. Fakat reçeteyi gören eczacı ilacın Türkiye' ye gideceğini ecza deposuna söylemiş. İşte problem buradan çıkıyor. Depo , ilacın henüz Türkiye'de kullanım izni olmadığı için "satışı yapamam "diyor. İşte bu evrede Yalçın tüm karizmasını, aklını ve bunun yanında pratik zekasını kullanarak ilacı satın almayı başarıyor. Zamanda çok kısıtlı olduğu için Amsterdam daki ilaç deposu özel kargo taksi vasıtasıyla ilacı Münih'e gece yetiştiriyor. Fakat teslimatı mutlaka eczaneye yapması gerektiğinden ve eczaneler orada da akşam
erken kapandığından Yalçın da o saate kadar eczanede ECZACI HANIM ile vakit geçirerek kargo nun gelmesini bekliyor. Cuma günüde ilaçları salimen hastaneye yetiştiriyor. ..

Bu ağabey' e madalya takılmazda ne yapılır???
Sabahleyin hastanenin onkoloji bölümünden gelen bir görevli ilaçları benden teslim almadan önce 13 kutuyu teker teker açarak tüm şişelerin altlarındaki tarih ve numaraları kontrol etti. Sonrada karşılıklı olarak imza attık, ve ilaçlar teslim edildi. Öğlenden sonrada bu ilaçdan önce
koruyucu başka ilaçları port' a taktılar sonrada bu ilacı. İki saate yakın sürede ilaç bitti.

O zamandan beride aldığı diğer ilaçlar yüzünden devamlı uyku halinde yatıyor. Böylesi daha iyi oluyor. Vakit daha kolay geçiyor sanki böyle.


Şimdi size çok güzel birşey aktaracağım. İki gece önce Şule' nin ING Bank dan arkadaşı Oya telefonla arayıp gelmek istediğini döyledi. Çok sevindik tabi..
Geldiğinde bir de baktık ki elinde kocaman, panter desenli çok güzel poşet var. Bunun içinde mutlaka süper bişey var diye düşündük tabi.. Hoş beş den sonra Sevgili Oya bize panter desenli poşette ne olduğunu ve nasıl yapıldığını anlatmaya başladı.Oya, aşağıda okuyacağınız maili, bankanın IK departmanındaki herkeze yolluyor.



Arkadaşlar, Şule Hanım için hep beraber battaniye örüyoruz. Bütün kızlar 10 numara şiş kullanarak biraz kalın ve yumuşak bir yün seçerek 26 ilmek ile prinç desen ( yani 2 yüz 2 ters, iki sıra örüp, sonra tersin üzerine yüz, yüzün üzerine ters) kare olacak şekilde örüyoz. Renk seçimi size ait. Pazartesiye kadar bitirirseniz birleştirmesini ben yaparım.

Ayrıca haftaya kalan yün ve şişleri getirirseniz bankanın çeşitli yerlerinde fotoğraf çekeceğim. (Toplantı odası, masalarınız, 57.Alay, kafeterya, yemekhane gibi)
Erkekleride, yünlerden çile yaparken veya yine örgü örerken çekerim.
Her karenin ucunda biraz ip bırakırsanız bir boncuk ile tutuşturarak adlarınızı yazacağım. Sonra, fotoğraflarla battaniyeyi birlikte yılbaşı armağanı olarak veririz.

Süpeeeeeeeer olacak... İnanıııııııınnnnnnn..













İstenilen zamanda tüm IK cılar en güzel şekilde renkli kutularını örmüşler, örgü örmeyi bilmeyenlere de bilenler öğretmiş. Erkeklerde kız arkadaşlarına yünleri sararken yardım etmişler. Süper bir ekip çalışması. Bundan daha güzelini düşünmek ve uygulamak mümkün değil bizce. Sonrada sevgili Oya, bu rengarenk örgüleri evine götürüyor. Yan yana dizerek masa üzerinde battaniye şeklini veriyor. İki gece başka bir arkadaşıyla bu kareleri birbirine birleştiriyor, sonra yıkayıp, kurutuyor ve bize getiriyor. Ne muhteşem bir dayanışmadır bu???



Bu nasıl bir sevgidir???? Bunlar anlatılamaz, ancak yaşanır... Sizler varın düşünün... Tüm bunlar Şule mize nasıl bir dayanma gücü veriyor... İnanılmazsınız arkadaşlar... Ailecek hepimiz, hepinize sonsuz teşekkür ve sevgilerimizi yolluyoruz... Hepinizin ellerine sağlık.. Şahane bir battaniye olmuş.. İçine sevgi katılarak yapılan her şey işte böyle muhteşem olmak zorundadır..

Hepinize sonsuz teşekkürlerimizi sevgimizi y0lluyoruz...Lütfen kabul edin....

Bundan sonraki yazıyı sizlere Şule' nin yazmasını dileyerek bu akşamlık bitiriyorum.

Hepimiz, hepinizi çok seviyoruz.....














Sağlıcakla kalın
Alev Balta